Bazen kalabalıklardan uzak, yalnızca seçilmiş dostlarla bir araya gelip hem yeni yerler keşfetmek hem de hayatı biraz daha yavaş yaşamak istersin.
İşte biz de 6-7 kişilik arkadaş grubumuzla, Türkiye’nin kalbinde, adeta başka bir gezegene açılan kapı gibi duran Kapadokya’da böyle bir yolculuğa çıktık. Ne hikmetse hiç birimiz bu bölgeye daha önce gelmemişiz. Çok Yazık!!!
Bizi bu geziye yönlendiren daha önce tekne turumuzu da organize eden acentemiz oldu. Acente deniz ve tekne turları yanında İstanbul ve özellikle Kapadok’ya bölgesinde çok tecrübeli. Bu bölgelerde çok çeşitli organizasyonlar ve farklı turlar gerçekleştirmiş bölgeye çok hakim. İmkansızı gerçekleştiren bir hizmetle sınırları zorlayan etkinlikler festivaller turlar faaliyet alanları içinde.
Daha gezimizi planlarken bile heyecan başladı hepimizde. Kağıt üzerinde hazırlanan programdan çok daha fazlasını bulacağımızı anlamıştık
Ve biz, bu rüya gibi coğrafyada birkaç günlüğüne zamanı unuttuk.
🏜 İlk Temas: Taşların Fısıltısıyla Başlayan Hikâye
Kapadokya’ya adım atar atmaz, doğanın insan eli değmeden nasıl bir sanat eseri yaratabileceğini görmek büyüleyici.
Kaya oluşumları, “peri bacaları” denilen mucizeler, yer altı şehirleri ve gün batımında altın renge boyanan vadiler…
Konaklamamız için acentemizin bize önerdiği bir taş butik otel tercih ettik. Odanın duvarları taştan, pencereleri vadilere açılıyor. Sabahları serinlikte uyanmak, sıcak çayla terasta oturmak, vadilere bakarken sessizliği dinlemek… Bu bile başlı başına bir deneyim.
🎈 Gün Doğumunda Balonla Göğe Açılan Yol
Kapadokya demek, balon demek.
Sabah 04:30’da otelden alındık. Güneş doğmadan gökyüzüne yükselmek, altımızda uzayıp giden vadiler, çarpıcı renk geçişleri ve havada asılı kalan onlarca balon…
İçimizde çocuk gibi bir sevinç.
Gökyüzünde sessizce süzülmek, yan yana uçan diğer balonlarla selamlaşmak, sabah rüzgârına hayatı bırakmak…
Yukarıda zaman durmuş gibiydi.
🚶♀ Vadilerde Sessiz Yürüyüşler ve Küçük Keşifler
Gün içinde bölgeyi yürüyerek keşfetmek Kapadokya’nın en güzel tarafı.
Güllüdere, Kızılçukur ve Aşk Vadisi rotasında rehber eşliğinde yürüdük.
Yol boyunca eski kaya kiliselerini, saklı şarap mahzenlerini, eski zamanlardan kalma göç yollarını gördük.
Bazı duraklarda sadece sessizlik vardı.
Ve taşların anlattığı yavaş hikâyeler…
🏺 Biraz Da Ruhumuza: Çömlek Atölyesi ve Sessiz Molalar
Bir günümüzü daha sanatsal bir deneyime ayırdık.
Avanos’ta bir çömlek ustasıyla buluştuk, ellerimizi toprağa bulayıp kendi çömleğimizi şekillendirdik. Ortaya çıkan belki profesyonel değildi ama ruhumuzdan bir parça vardı.
Ve sonra gün batımında, Kapadokya’ya en çok yakışan şey:
Sessizlik.
Ürgüp’ün yüksek bir noktasında sessizce güneşi izledik. Herkesin elinde bir bardak şarap, gözleri ufukta. Konuşmadan anlaşmak… Kalabalık olmadan çoğalmak.
✨ Geriye Kalan
Kapadokya’yı kelimelerle anlatmak zor.
O yüzden biz sadece yaşamaya karar verdik.
İnce detaylarda mutluluğu bulan, kahkahayı da sessizliği de paylaşmayı bilen dostlarla, taşların arasında geçen birkaç gün…
Bir gezi değil, bir arınma gibiydi.
Eğer siz de yakın arkadaşlarınızla hem kültür, hem doğa hem de samimi sofralarla dolu bir yolculuk arıyorsanız, Kapadokya size kollarını açmış bekliyor.
Gözlerinizi kapatın, o vadilere yeniden gidin.
Çünkü bazı yerler, sadece gidilmez…
Oralarda biraz kalınır.

